Friday, May 6, 2016

BİROL GİRAY İLE ELEKTRONİK MÜZİK ÜZERİNE

Birol Giray ile.
Birol Giray’a göre her meslekte olduğu gibi DJ’likte de önce karakter ve güvenilirlik gelmektedir. ‘’Karakterin iyi olacak, düzgün insan olacaksın, güvenilir bir insan olacaksın, sorumluluk sahibi bir insan olacaksın. Yani en önemli şey bu, karakteristik özellikler, her meslekte olduğu gibi. Sonra da işinin başında olacaksın, azimli olacaksın, disiplinini bozmayacaksın. Koşuşturma gerektiren bir meslek. Tabii bir de uyuşuk bir insan da bunu yapamaz, enerjik biri olman lazım.  Ama düzgün bir insan olacaksın, ilk önce, ilk özellik bu yani.’’



Şirket İşleri ve FG, Lounge FM, Power FM
Birol Giray’ın şirketine bağlı FG ve Lounge FM hala faaliyetine devam ediyor. İstenilen dinlenme sayılarına ulaşılması ve dinleyicilerin beklentileri konusunda Birol Giray Türkiye’de güvenebileceğimiz, kanıtlanmış araştırmaların olmadığını söylüyor. Özellikle sosyodemografik yapıların kendilerini çok ilgilendirdiğini söylüyor. Zira belirli tarzda bir müzik yapıyorlar ve tematik bir kanallar. Bu da belli bir fikri özellikler aramayı gerektiriyor. Onun için kendi araştırmalarını yapıyorlar. 2000’den beri sadece bu müziği çalan kendi radyoları var. İkisi de elektronik müzik çalıyor, birisi down tempo çalıyor, birisi dans müziği çalıyor. 
Şu an radyo artık tamamen araba, yani arabadan çıktığın andan itibaren 4,5G başlıyor. Arabada ilk üç kanalda ya FG oluyor ya da Lounge çalıyor. O yüzden Birol kendisini gayet mutlu ve başarılı hissediyor.  Dünya çapında çok iyi şirketlere araştırmalar yaptırdıkları halde radyoda bir sayı olmadığını, şu kadar insanın sizi dinlediğini diyemeyeceğimizi söylüyor. 
Ayrıca bu radyolar lokal İstanbul’da. Fakat ona rağmen bir aplikasyonla  bütün dünya onu dinliyor, o da bütün dünyayı dinleyebiliyor. O yüzden şimdi bir content’i olan aslında bütün dünyada kendi sesini çok rahatlıkla duyurabilir. Ama radyo geleneksel bir şeydir ve radyonun ömrü çok uzun. New York’da da hala radyolar revaçta, İstanbul’da da radyolar hala revaçta ve bu böyle devam edecek. Bunun hani, plaktan CD’ye geçtik, CD’den MP3’lere geçtik gibi bir şey yok. Bu radyonun analog yayını devam ediyor bütün dünyada. Bayağı da daha uzun süre gideceğine emin olduğunu söylüyor teknoloji olarak. Yine de hazırlıklarını yapmayı ihmal etmiyorlar. Daha yeni FG Digital TV’yi açmışlar. Hem görsel hem müzik yayınlarını oradan yapıyorlar dünyanın her yerine. Bunun önemli olduğunu söylüyor çünkü hem content veriyorlar, yani orada belli bir anime görüntüleri müzik senkronizesinde veriyorlar. Bu da çok ilgi görmüş dinleyicilerinden. Bir nevi modern şömine gibi. Ve şuan Smart TV’lerde FG aplikasyonu ve telefonlarda uygulamaya başlamışlar.
Görsel içeriklerse günün her saatine göre değişebiliyor. Animasyonlar yapıyorlar ve o animasyonları müzikle senkronize olarak veriyorlar. Sahne görselleri gibi, entegreli müzikli işler. 
Birol Giray’ın Power FM’in kurulmasında rol olması İngiltere’den dönüşünde rol oynadı. Kendisi zaten dönecekmiş ama Türkiye’de radyolar açılmaya başlayınca, onlar da çok heyecanlanıyor ve Power FM’i açıyorlar. Power FM’i açmak için de yurtdışında çok büyük çaba göstermiş, hem Amerika’da hem İngiltere’de çok çalışmaları olmuş. Daha sonrasında da Türkiye radyoculuğu başladığı için, ilk defa özel radyolar açıldığı için, Londra macerasına son verip memlekete dönmüş. Önce Metro FM açılmış, arkasından Number One FM, Kent Radyo, onların arkasından onlar Power FM’i açmışlar.


Elektronik Müzik ve Uyuşturucu 
Elektronik müzik yapanlarda uyuşturucu kullanımı oldukça yaygın. Bununla mücadele etmek için Birol Giray hem kişisel hem de şirket olarak çok çaba sarf etmiş. Türkiye Narkotik departmanıyla beraber konuşmacı olarak katıldığı bir sürü organizasyona uygulamalar yapmış, konuşmalara gitmiş, radyo programlarına katılmış, uyuşturucu tedavisi gören, uyuşturucunun pençesine yakalanmış, onların tedavisini gören arkadaşlara yardımlar etmiş. Bu konuda çalışan derneklere yardım etmiş. Uyuşturucuyla mücadeleninin çağımızın bir olayı bile olmayıp, insanlığın var olduğu bir olay olduğunu düşünüyor. “Bu da maalesef nerede büyük topluluklar toplanıyorsa, nerede büyük oluşum oluyorsa o oluşuma yapışıyor yani. Bundan önce rock müzikteydi, bugün elektronik müzikte, yarın bakalım nerede? Yani, insanların eğlenme isteği var oldukça, konsere gitme isteği var oldukça, normal hayatta tabii bu çok fazla öne çıkmıyor ama normal hayatta daha fazla uyuşturucu var aslında” diye de ekliyor. 
Çok elektronikçi, Dj de var içki içmeyen, sigara içmeyen. Onlardan birisi de Birol Giray. sigarası yok, içkisi yok, çok nadir belki. 


Elektronik Dans Müziği 
Son on yıldaki bir müzik. Birol Giray ABD’nde yaşarken orada da görmüş elektronik dans müziğini. Amerika’da bir patlama söz konusu olmuş; Miami Müzik Festivallerinde, California’da, Vegas’da  House müzik dinlenmeye başlanmış çok yakın bir geçmişte, büyük bir patlama olmuş.  Aynı patlamanın burada da olduğunu hissediyor musunuz yoksa biz İstanbul ve Türkiye olarak biraz bunun gerisinde mi kaldık? Terör olayları filan bunları etkiledi mi? Diye soruyoruz. 
Türkiye’de bu müzik Amerika’dan çok daha önce patladı diyor.  Yani, Amerika Kıtası New York hariç zaten bu müziği en son bağrına basan kıtadır. Şimdiyse büyük seyircilerin Amerika’ya yeni yeni girdiği, elektrik daisy karnavalları filan gibi birçok festival de var. Yani, gözle görülür bir büyüme var.Bu müzikle uğraşı içinde şuanda İsveç, İngiliz ve Hollandalı Dj’ler oralı oldular, hepsi Amerikalı oldular. Çünkü Amerika’da nüfus, coğrafi genişlik büyük, Amerika bir şeyi alır tutarsa ve sen orada onu başarırsan, bu bir araba üreticisinin markası da olabilir, bir müzik türü de olabilir, Amerika seni severse, seni kullanmaya başlarsa, tüketmeye başlarsa zaten sen oralısın artık. Avrupa’ya bile gelemiyordur artık herhalde mesela, Calvin Harris’in İtalya’da kalabildiğini hiç düşünmüyorum artık. Ama eskiden neredeydi bu adam İtalya’daydı, İstanbul’da çalıyordu. Şimdi, Amerika’da nerede, Las Vegas’da, orada da burada da zaten.


Para işin içine girince durumlar değişiyor
Aslında Fransız, İngiliz, başta İngiliz hareketidir, dünyadaki elektronik müziğin, özellikle Dj’in prodüktör oluşumlarına baktığınız zaman ilk giren adam Paul Loungo olmuştur. Yine Paul Loungo girmiştir, Ibiza’yı da İbiza Paul Loungo yapmıştır. Yani o adam bir misyonerdir. Bunda İngiliz olmasının da çok büyük bir etkisi var. Ancak İşveçliler de bu işte çok başarılıdır. Hollandalıların pazarlama stratejileri anlayışları, dayanışmaları çok kuvvetli. Dünyada şuan elektronik müzik ihraç eden bir ülke oldular, başülke haline geldiler. Artı Fransızlar, bunlar bu kıtada oranın en ünlü hip-pop, rock, country artistlerinin prodüktörleri oldular bugün. 
Yine futuring’lerin başlaması, rock artistleriyle Dj’lerin aynı sahneyi paylaşması var. İlkin Linkin Park’lar başladı, burada Manga’nın ilk Dj setapını koyması, rock müziğin arkasından alternatif kalmayıp pop müzik Taylor Swift gibi son derece pop yapan, Rihanna gibi pop yapan artistler David Guetta’nın prodüksüyonlarını sahiplenmeleri müthiş bir şey oldu. Yani çok global bir harekete dönüştü. Bu sadece Avrupa kıtasında oluşan bir oluşumdu elektronik müzik. Bugün en son Amerika Kıtası olmak üzere, Asya dâhil olmak üzere, ultra müzik festivali Miami’den sonra ilk Seul’de yapıldı, soldat 70 bin bilet sattı statta. 
Bütün Amerikada o organizasyonları yapan High Park’da konserler düzenleyen, dünyanın en ünlü organizatörleri, promotörleri, dünyanın en güçlü simsarları da elektronik müziğe yüz tuttular ve artık o organizasyonları yaptılar. En son bu hafta Couchella oldu, ana sahnesinde neredeyse pop artist kalmadı, herkes onu konuşuyor bugün. 


Türkiye’deki Gece 12’den Sonra Müzik Yasağı ve Elektronik Festivaller 
Çeşme’de Elektronica Festivali yaptınız. Sonra İstanbul’da yapmak istediniz ama ses yasağına takıldınız, bunu nasıl karşılıyorsunuz diye sorduk.  
Birol Giray bunu destekleyen insanlardan birisi olduğunu söyleyerek “bunu da söylemek zorundayım. Çünkü ben de bu şehirde yaşayan bir ferdim. Yurtdışında da yaşıyorum, yurtdışında da kimse kafasına göre saat 12’den sonra açık havada müziği açamaz yani, böyle bir şey yok” diyor. Fakat bu da Elektronica Festival’i olumsuz yönde etkiledi zira bizim insanımızın gündüz festivale gitme kültürü daha henüz oluşmamıştı. Bu sebepten dolayı festivali İstanbul dışına götürmüşler. Karadeniz sahillerine, gidebilecekleri en yakın yer orası çünkü. Kilyos’da onları hem doğa şartları hem oranın yapısı, ulaşımı, trafiği, 5 bin kişide festivalleri kilitlenmiş ve unutamayaca bir şey olmuş. 
Sözü kendisine verelim: “Hiç unutmuyorum, iki tane araba yola park etti, festival kilitlendi, ne gelen girebildi ne de giren gidebildi. Türkiye’de arabaları da çekemiyorsun kafana göre, bir de suçlu durumuna düşersin. Yani, iki araba yüzünden bizim festivalin kapısından bilmem kaç kişi dönmüştür. Öyle günler yaşadık. Sonuçta Küçük Çiftlik Parkı’na aldık, şehrin içine, bu sefer de insanlar 12’de hiç çalıyordu, 12’de biz kapattığımızda ıslıklamaya başladılar çünkü insanlar festivalin gece 12’de başlayıp sabah 6’ya kadar süren bir şey olduğunu zannediyorlar”. Sonra Türkiye ile ABD karşılaşmayı yapmaya başlıyor. Örneğin Miami’de bile 12’de Down Town’da müziği kesmişler. Uygun yer olarak Çeşme’nin iyi bir yer olduğunu söylüyor. Çeşme’de lokal turist anlamında çok büyük hareketlenme oldğgunu, orada denemeye başladıklarını çünkü orada sabaha kadar çalabildiklerini söylüyor. Festivalindeki amaçları içinse yıldızı parlayan artistleri getirdiklerini söylüyor. Onlardan sonra insanlar onu Türkiye’de dinler ve öğrenirler ve bu adam bir dünya starı olmaya aday hale gelir. Daft Punk’ı da zamanında getirdikleri gibi aynı şimdi çok mesela Calvin Harris’i getirdiğiklerinde ürkiye’de çok az insan Calvin Harris’i tanıyordu. Yine Deep Dish’i getirdiklerinde Dapp Fire’ı pek tanıyan yoktu. Bu müziğin içinde oldukları için bir öngörüleri olduğunu ve bu öngörüyle aslında iyi müzik dinleme amaçlı bu sahneleri kurduklarını belirtiyor. 
Elektronica bu sene İstanbul’a da geri geliyor. Yine Karadeniz sahilinde Suma Beach’de olacak, fakat bu off-the-record bilgi olduğu için bunun yazılmamasını rica ediyor. Çeşme onlar için aslında bir yenilenme yeri olmuş. Çünkü İstanbul’da bir rekabet var, bir ortam var, o da bilmem ne yapıyor, bu da bilmem ne yapıyor. Dolayısıyla yarın öbür gün Çeşme’nin potansiyelinde çok çok daha da büyük artışlar olacağını söylüyor. Çeşme’nin eğlencesi de bir Bodrum eğlencesi de değil ayrıca. Oraya daha çok elektronik müzik sever insan gidiyor, elektronik müziğin kalesi şuanda yazlık olarak. Yeni yol yapılınca da oraya giriş de artacak, insanlar daha rahat ulaşabilecekler. İnsanların kendilerini çok özgür hissettikleri bir yer Çeşme, bir de öyle bir havası var. Ayrıca İzmirli insanların sıcakkanlı olması, onlarla İstanbullu insanların, Ankaralı insanların birleşmesi güzel bir kozmopolit hava da ortaya çıkarmış durumda.


Fotoğraf Haber : Onur TERZİ